Genel Eğitimde Yapay Zeka

Eğitimde Yapay Zeka

111
Günümüzde pek çok bilim insanı yapay zekanın eğitimde aktif rol alması için çalışmalar yapıyor. “Deep Learning” olarak adlandırılan derin öğrenme sisteminde öğrencilerin daha hızlı ve doğru bir eğitim içeriğine ulaşmaları hedefleniyor.

Yapay zeka, insan sinir sisteminden yola çıkılarak tasarlanan bir sistemler bütünüdür. Bu sistemde konuşma, ses tanıma, hareket, bilgi verme ve bilgi alma özelliklerini barındıran yazılım ve donanımlar yer almaktadır. Sistemin elde ettiği veriler ile muhakeme etme ve karar verme niteliği bulunur.

Eğitimde yapay zeka kullanımı sayesinde her öğrencinin ayrı ayrı analizi yapılabilecek, öğrencilerin bilgi anlamında eksik yönleri tespit edilebilecek ve bu eksikliklerin giderilmesine katkı sağlanabilecek. Tabi bu arada bilgi kirliliği de ortadan kaldırılmış olacak. Yapay zeka öğrenciye net ve doğru bilgiyi aktarıyor olacak.

Bu durumda hemen herkesin aklına bir soru geliyor: Yapay zeka öğretmenlerin yerini alabilecek mi? Bu sorunun cevabı aslında oldukça basit: Hayır. Öncelikle yakın gelecekte böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtelim. Bu soruyu eğitim dışındaki insanlar “evet” olarak yanıtlayabilir. Evet diyenlerin bilmedikleri ya da yanlış düşündükleri nokta, öğretmenlerin bir bilgi aktarıcı rolü olduğudur. Bu çok yanlış bir düşüncedir. Öğretmen bilgi aktarıcı değildir. Öğretmen bilgiye ulaşmada öğrenciye rol gösteren bir rehberdir. Dolayısıyla bilgi aktarımı konusunda ne kadar çok teknolojiye sahip olursak olalım öğretmenlerin yeri her zaman daimidir ve tüm bu teknolojiler öğretmenin işini kolaylaştırmak için vardır ve var olacaktır. Sonuç olarak yapay zeka, öğretmenin yerini almayacak, öğretmene daha fazla zaman ve esneklik kazandıracaktır.

Yapay zeka eğitime ne gibi katkılar sağlayabilir:
  • Ders materyalleri ve öğrenme platformları, öğrencilerin bireysel öğrenmelerine göre gelişecek ve her öğrencinin kendi hızında öğrenmesi sağlanacak.
  • Öğrencinin eksik bilgileri sistem tarafından tespit edilebilecek.
  • Ders içerikleri öğrencilerin ilgilerine göre tasarlanabilecek.
  • Öğrencilerin ilgilerine göre tasarlanan dersler sayesinde katılım düzeyi artacak ve motivasyon sorunları daha az görülecek ya da hiç görülmeyecek.
  • Eğitim eşitliği %99 oranında sağlanmış olacak.